Bu Blogda Ara

27 Eylül 2014 Cumartesi

SOLUNUM SİSTEMİNİN ANATOMİSİ VE SOLUNUMUN FİZYOLOJİSİ

SOLUNUM SİSTEMİNİN ANATOMİSİ VE SOLUNUMUN FİZYOLOJİSİ
Solunum fizyolojik bir olay olup, kişinin yaşamı için gerekli oksijeni sağlar. Bu nedenle soluk alma ve hayatta kalma eş anlamda algılanır.
Temel fonksiyonu dokulara oksijen sağlamak ve dokularda oluşan karbondioksidi alıp dışarı atmak olan solunum sisteminin anatomi ve fizyolojisinin kısaca özeti
SOLUNUM SİSTEMİNİN ANATOMİSİ
Solunum sistemi, solunum yolları ve akciğerlerden oluşur.
Solunum yolları; burun boşlukları, farenks, larenks, trakea, bronşlar, bronşiyoller ve alveolleri içerir.
BURUN: Havanın ilk giriş yolu burundur. Burun boşluklarının içi, müköz bir membran ile kaplıdır. Burun boşluklarında, konka adı verilen üç çıkıntı bulunur. Burun mukozası, kan damarları bakımından zengindir ve üzerinde küçük tüyler bulunur. Hava bu yollardan geçerken, kan damarlarının sağladığı ısı ve nem ile ısınır ve nemlenir. Ayrıca, hava içindeki yabancı maddeler, küçük tüyler tarafından tutulur. Bu nedenle burun yoluyla soluk alınması, ağız yoluyla alınmasından daha yararlıdır.

FARENKS(BOĞAZ): Burun boşluğunun ve ağzın arkasında, özefagus ve trakeanın üstündeki kısımdır.
Farenks üç bölümden oluşmuştur:
  1. Nazofarenks (Geniz) - Burnun hemen arkasındadır .
  2. Orofarenks                - Ağzın hemen arkasındadır.
  3. Larengeal farenks     - Farenksin hemen altında olup, biri arkada özafagusa, diğeri önde trakeaya giden iki açıklığı vardır.

LARENKS(GIRTLAK): Trakeanın üstünde, farenksin altında yer alan larenks, üzerinde ses telleri (vokal kordlar) olan bölümdür. Ses plikalarının arasındaki boşluğa glottis adı verilir. Glotisin üzerinde ve dilin arkasında epiglotisadı verilen yaprak biçiminde bir çıkıntı vardr. Bu çıkıntı, lokmaları yutma sırasında glottisi kapar ve lokmanın trakeaya(soluk borusuna girmesini önler.
Larenks mukozası da küçük tüylerle kaplıdır, bu tüyler soluk alırken giren toz ve yabancı maddeleri süzer. Öksürme ve aksırma ile bu yabancı maddeler, dışarı atılır.

TRAKEA(SOLUK BORUSU):  Trakea, larenksten sonra gelen soluk yolunun bir parçasıdır. Dördüncü ve beşinci torasik vertebra hizasında , sol ve sağ ana  dallara (bronşlara) ayrılır. Trakeanın bu ayrılma yerine, bifurkasyon trakea adı verilir. Bifurkasyon yerinde, iki ana bronşu birbirinden ayıran çıkıntıya da karina denir.
Trakea nın ön yüzünde C harfi biçiminde kıkırdaklar, arka yüzünde ise fibroelastik bağ dokusu ve kaslar bulunur. Kıkırdaklar trakeayı sürekli açık tutarken, arka yüzün yapısı özefagusun lokma yutarken genişlemesini kolaylaştırır.
Trakea ve büyük bronşların duvarlarında titrek tüylü epitel hücreleri (silialar) ve Goblet hücreleri bulunur. Silialar, dalgalanma hareketleri yaparlar. Goblet hücreleri ise müküs salgılarlar. Soluk alındığında soluk yoluna giren yabancı maddeleri aşağıdan yukarıya doğru hareket ettirerek dışarı atılmasını sağlayan müküs salgısı ve siliaların hareketidir.

BRONŞLAR: Bronşlar, soluk borusunun iki ana dala ayrılıp(bifurkasyonu, çatallanması) akciğere giren kısmıdır. Akciğerin bu giriş bölümüne  hilus adı verilir. Akciğerin sinirleri ve damarları da buradan girer ve çıkarlar. Sağ ana bronş dikeye yakın, sol ana bronş ise yataya yakın olacak bir eğim ile akciğerlere girerler. Ayrıca sağ ana bronş, sol ana bronşa göre daha kısa ve kalındır. Bu nedenle solukla giren yabancı maddelerin ve mikroorganizmaların sağ ana bronşa girme olasılığı daha fazladır.

AKCİĞERLER: Göğüs boşluğunda yer alan sağ ve sol akciğerlerin arasındaki boşluğa mediasten denilir ve burada kalple, akciğere giren çıkan damarlar bulunur. Sağ akciğer,  altında yer alan karaciğerin yukarı doğru itmesi nedeniyle, sol akciğere göre daha yukarıdadır. Sol akciğerde, kalbin baskısı nedeniyle, sağ akciğere göre  daha küçüktür. Akciğerlere giren ana bronşlar, birçok dallara bölünerek ağaç görünümü oluştururlar.
Dallanma : Bronşlarèbronşiyollerèterminal bronşiyallerèalveol kanallarıèalveoller, şekildedir.

Alveoller (hava kesecikleri), üzüm salkımı üzerindeki taneciklere benzerler. Çok katlı epitel hücrelerinden oluşan alveollerin çeperi, zengin kılcal damarlarla çevrelenmiştir. Dolaşımdaki kan ile akciğer arasındaki gaz(oksijen-karbondioksit) alış verişi bu bölümde gerçekleşir.
Akciğer yüzeyi, PLEVRA adı verilen ve iki kattan oluşan seröz zar ile kaplıdır. Plevranın, akciğeri saran kısmına VİSSERAL PLEVRA, göğüs kafesine yapışan kısmına ise PARİYETAL PLEVRA denilmektedir. Plevranın iki katı arasında, visseral plevra tarafından salgılanan  ve kayganlığı sağlayan bir sıvı vardır;bu sıvı her iki plevra katı tarafından geri emilir. Visseral ve pariyetal plevra arasında negatif (-100 mmHg) basınç vardır. Bu basınç solunum fizyolojisinde önemli rol oynar. Negatif basıncı vakum (çekme/emme) etkisi gibi düşünebilirsiniz; bu emme etkisi sayesinde plevranın iki katı, sanki arada boşluk ya da sıvı yokmuş ve birbirlerine yapışıkmış gibi dururlar. Negatif basıncın oluşumu: visseral plevra tarafından sürekli salgılanan sıvının her iki plevra tabakası tarafından geri emildiğini belirtmiştik, işte plevra kapillerleri tarafından gerçekleştirilen bu emiş gücü negatif basıncı yaratmaktadır ve akciğerler de bu şekilde göğüs duvarına (pariyetal plevraya) doğru çekilirler. Göğüs duvarında meydana gelebilecek ve akciğerin etkilendiği, herhangi bir delinme ya da kesik plevra boşluğundaki negatif basıncı yok edeceğinden (emme gücü nedeniyle dışarıdan içeriye çok kısa sürede hava emileceğinden) akciğerler büzüşür (kollabe olur).
Akciğerlerin büzülmesini önleyen diğer bir madde SURFAKTANdır. Alveollerin çeperini oluşturan epitel hücrelerinden salgılanan surfaktan, lipoprotein yapısındadır. Bazı yenidoğan bebeklerde, özellikle vaktinden önce doğanlarda, surfaktan yeterince salgılanmadığında, hyalin membran ve solunum güçlüğü sendromu denilen sorunlar görülür.

AKCİĞERLERİN HACİM (VOLUM) VE KAPASİTELERİ:
Akciğer hacmi, erkeklere oranlandığında, kadınlarda % 20-25 daha düşüktür. Yine hacim ve kapasiteler vücut iriliğine göre farklılık gösterir, iri yapılılarda daha fazla iken kısa boylu, ince kişilerde daha düşüktür. Hesaplamak için : ( kişinin kilosu x 10 ) bize bir fikir verebilir: 60 kg x 10 = 600 ml . Acil bakımda bunun anlamı: 60 kiloluk birisini solutmanız gerektiğinde hacmı 600 ml ;100 kiloluk bir kişide ise 1000 ml olarak ayarlamanız gerekir. Ya da, küçük çocukta erişkin ambusu(elle solutma esnasında kullandığımız maskenin balonu) kullanmaz veya ambuyu sıkarken basıncı ona göre ayarlarsınız. 
SOLUNUM HACMİ (TİDAL VOLÜM) : Her soluk alışta akciğerlere giren ve her soluk verişte akciğerlerden çıkan hava miktarıdır. Normal koşullarda, sağlıklı erişkin bir erkekte bu miktar ortalama 500 ml ‘dir (biraz önce anlatılan, vücut büyüklüğüne göre hacımlar hep aklınızda bulunsun).
İNSPİRATUAR REZERV HACMİ : Normal soluk almanın dışında, çok derin nefes alındığında, akciğerin en fazla alabileceği hava miktarıdır. Normal koşullarda, sağlıklı erişkin bir erkekte bu miktar ortalama 3000 ml ‘dir
EKSPİRATUAR REZERV HACMİ : Normal soluk vermenin dışında, çaba harcanarak verilebilecek en fazla hava miktarıdır. Normal koşullarda, sağlıklı erişkin bir erkekte bu miktar ortalama 1100 ml ‘dir.
RESİDÜEL HACİM : Çok zorlanarak verilen soluğa (ekspiratuar rezerv hacmine) rağmen, akciğerde kalan hava miktarıdır. Normal koşullarda, sağlıklı erişkin bir erkekte bu miktar ortalama 1200 ml ‘dir.
ANATOMİK ÖLÜ BOŞLUK : Solunan hava doğrudan alveollere gitmez. Solunan hava, alveollere gidene kadar iletici soluk yolları olarak adlandırılan ağız, burun, boğaz, farenks, larenks, trakea, bronş, bronşiyollerde oyalanır. Buralarda gaz alışverişi olmadığından, iletici soluk yollarındaki hacme “anatomik ölü boşluk hacmi” denilmektedir.
Kapasite, akciğer hacimlerinin ikisinin veya birkaçının birleştirilmesi olayıdır.
TOTAL AKCİĞER KAPASİTESİ : Akciğerlerin, mümkün olduğunca derin soluk alındığında, en fazla genişleyebileceği hacimdir, ortalama 5800 ml’dir.

SOLUNUM SİSTEMİNİN FİZYOLOJİSİ
Solunum sisteminin görevi, vücudun gereksinimine göre dış ortamla gaz alışverişini sağlamak, dolaşım sistemi aracılığıyla da solunumu düzenlemektir. Solunum dört evreden oluşur: 1-Ventilasyon, 2- Diffüzyon, 3- Perfüzyon, 4- Solunumun düzenlenmesi. 

  1. VENTİLASYON (SOLUNUM):
Akciğerin ventilasyonu ile kast edilen, havanın, atmosferden akciğerlere, akciğerlerden de atmosfere doğru hareketidir. Bu ise, soluk alma (inspirasyon) ve soluk verme(ekspirasyon) şeklinde gerçekleşmektedir.
Soluk alış verişi aşağıdaki kasların yardımıyla gerçekleşir:

İnspirasyon kasları (soluk almayı sağlayan kaslar)
    • Diyafragma, göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran, frenik sinir tarafından yönlendirilen bir kastır.
    • Dış interkostal(kaburgalar arasındaki) kaslar
    • Sternokleidomastoid kasları
    • Skapula (kürek kemiğini) yükselten kaslar ve ön serratuslar
    • Skalenler
    • Omurga kaldırıcıları
Ekspirasyon kasları (soluk vermeyi sağlayan) kaslar
·       Karın kasları (asıl ekspirasyon kasları)
·       İç interkostaller
·       Arka aşağı serratüsler

Solunum, diyafragmanın aşağı yukarı hareketi; göğüs kafesinin ön arka çapının artması ve azalması; kaburgaların (kostaların) yukarı aşağı hareketiyle göğüs kafesinin uzayıp kısalması ile oluşur. 
SOLUK ALMA (İNSPİRASYON) : Atmosfer havasının akciğerlere çekildiği, aktif bir eylemdir. İnspirasyon kaslarının kasılmasıyla göğüs kafesinin ön arka çapı genişler ve yukarıdan aşağıya uzar.
Boyle-Marriotte Kanununa göre bir gazın hacmi arttığında, basıncı düşer. Bu kanuna göre, genişleyen akciğerlerdeki havanın basıncı (atmosferdeki havanın basıncından) düşük olacağından, atmosfer havası akciğerlere dolacaktır.
SOLUK VERME (EKSPİRASYON) : Akciğerlerdeki havanın dışarı atıldığı, pasif eylemdir. Soluk almanın tersine, akciğerler küçülür dolayısıyla basınç artar. Akciğerlerdeki basınç atmosfer basıncından fazla olacağından hava dışarı doğru hareket eder.  

  1. DİFFÜZYON (YAYILMA):
Akciğerlere gelen hava alveollere kadar ilerler. Havadaki oksijen alveollerin çeperini ağ gibi saran kılcal damarlara geçerken (diffüze olurken), kılcal damarlardaki karbondioksit alveollere geçer (diffüze olur). Bu geçişler(diffüzyon), iki farklı ortamdaki gazların, parsiyel basınçlarının farklı olması sayesinde gerçekleşmektedir.

DİFFÜZYONU SAĞLAYAN BASINÇ FARKLARININ TABLOSU:

YERİ
PARSİYEL BASINÇLARI (mmHg)
OKSİJENİN (PO2)
KARBONDİOKSİTİN (PCO2)
ATMOSFERDE
760

ALVEOLLERDE
103
40
ARTERYEL KANDA
100
40
VENÖZ KANDA
40
46

  1. PERFÜZYON:
Oksijenin ve karbondioksidin taşınması eylemidir.
a)     OKSİJENİN TAŞINMASI: Alveollerden, akciğer dolaşımındaki kana geçen (diffüze olan) oksijen, ya plazma içinde eriyik halinde(%3) ya da  alyuvar (eritrosit) içindeki hemoglobine tutunarak (%97) taşınır. Hemoglobinin oksijenle birleşmesi (HbO2, oksihemoglobin)  “% satürasyon” olarak ifade edilir.  Özellikle acil bakımda, oksijen satürasyonu, hastanın solunum durumunun belirlenmesi açısından çok önemlidir.                                    Herhangi bir dokuya verilecek oksijen miktarı, dokunun oksijen basıncına göre değil de karbondioksidin parsiyel basıncına ayarlanır; ayrıca pH ve kanın ısısı da bu miktarın saptanmasında önemlidir. Oksihemoglobinin ayrışması (yani kandaki oksijenin dokuya geçmesi) için PCO2, pH ve vücut ısı önemli olduğuna göre, PCO2 yüksek, vücut ısısı yüksek ve pH’nın düşük olduğu bir ortamda oksijenin durumu ne olur ??? Elbette ki daha fazla oksijen serbest kalır. Acil bakımda, bu özelliği bilmek, asidoz – alkaloz değerlendirmesi yaparken işimize çok yarayacaktır
b)     KARBONDİOKSİDİN TAŞINMASI:  CO2, dokulardaki metabolik süreçte ve besinlerdeki karbonun oksidasyonu sonunda oluşur. Son derece asidiktir. Oksijen gibi hem plazmada eriyik halde hem de hemoglobine bağlı (karbamino bileşiği) olarak taşınır.

  1. SOLUNUMUN DÜZENLENMESİ :
Solunum merkezi, beyin sapındaki medulla oblangata’dadır. Kan kimyasındaki değişiklikler, karotis ve aort cisimciklerindeki değişikliğe duyarlı algılayıcılar (reseptörler; glomus aortikum ile glomus karotikum) tarafından algılanarak solunum merkezi uyarılmaktadır.
Kimyasal düzenekler solunumu öyle düzenler ki, normal koşullarda PCO2 değişmez (değeri sabit tutulur); PO2 tehlike yaratabilecek seviyelere düşmüşse, yükseltilir. Bir dakikadaki solunum hacmi metabolizma faaliyetleri ile orantılıdır. Ancak, solunumla metabolizma arasındaki ilişki CO2 ile sağlanmaktadır.
Medullada bulunan solunum merkezi, kanın pH’sı, PCO2 ve PO2 olmak üzere 3 etken tarafından yönlendirilmektedir. Bunlardaki azalma veya artmalar, solunumda önemli değişikliklere neden olmaktadır.
Örnek: Fazla egzersiz yapıldığında vücutta CO2 miktarı artar vekan pH’sı 7.4 ün altına düşer, normalde 1/20 olan  H2CO3 / NaHCO3 oranı  asit olarak artar. Bu durumdaki birey normalden daha fazla soluyarak (hiperventilasyon), fazla CO2 miktarını atmaya çalışır. Solunumla dışarı atılan hava nemli olduğundan CO2, gerçekte  H2CO3 (karbonik asit) olarak atılır; bu sayede vücut sıvılarındaki H+ iyonunun yoğunluğu düşmüş olur.
 H2CO3 / NaHCO3 oranında sodyumbikarbonat (NaHCO3, baz) lehine artma (veya asit kısmında azalma) olursa, PCO2 düşer. Bu durumda birey, normalden az solur (hipoventilasyon), böylece karbondiosidin az miktarda atılmasını sağlar, tutulan karbondioksit su ile birleşerek bikarbonat oluşturur ve H+ yoğunluğu yükselir.
H+ dengesinin düzenlenmesinde akciğerler çok önemlidir; çünkü, H+ iyonunun yoğunluğunda hızlı değişim gerektiğinde CO2 in diffüze olabileceği geniş bir alana sahiptir.

Hipoksi, solunum merkezini doğrudan uyarmaz. Kandaki PO2 düşmesiyle, aorta kavisinde yer alan glomus aortikum ile karotis arterin ikiye ayrıldığı bölgede yer alan glomus karotikumdaki kemoreseptörler (kimyasal algılayıcılar) uyarılır, refleks olarak uyarılan sinirler vasıtasıyla medulladaki solunum merkezi uyarılır ve solunum hızlanır.

Ventilasyon - Perfüzyon (solunum –kan akımı) oranı:
  Solunumla kan akımı arasında sıkı bir ilişki vardır. Normal koşullarda, alveoler solunum dakikada 4.2 litre civarında, kardiyak out-put (kalp debisi) ise dakikada 5litre civarındadır. Bunların birbirlerine oranı olan 9.8,  kanın çok iyi oksijenlenmesi için en ideal değerdir.

AKCİĞERLERİN GAZ ALIŞ VERİŞİ DIŞINDAKİ İŞLEVLERİ : 
  • Kanda inaktif olarak bulunan Anjiyotensin I  hormonu, akciğerlerden geçerken Anjiyotensin II  haline çevrilir.
  • Akciğer dokusu Surfaktan maddesini sentezler ve kullanır.
  • Akciğer dokusu gerildiğinde, Prostoglandin E ve F sentezler, kana salgılar ve depolar.
  • Akciğer aynı zamanda metabolizma organıdır. Alkolün bir kısmını solunumla atar. Diyabetik ketoasidozdaki aseton ile anestetik maddeler de solunumla atılır.
  • Sıvı-elektrolit dengesini düzenler.
  • Bazı önemli maddeler akciğer dokusu tarafından parçalanarak yok edilir. Örnek: bradikinin, serotonin, asetilkolin ve norepinefrin gerektiğinde parçalanıp etkisiz hale getirilir.
  • Fibrinolitik enzimleri de içerdiklerinden, trombozu eritme görevini de üstlenirler.


AKSIRIK: 
Burunda oluşan bir uyarıya (iritasyona) karşı ortaya çıkan tepkidir / reflekstir.

ÖKSÜRÜK:
Soluk borusu ve bronşlar (özellikle larinks ve karina), yabancı maddelere çok duyarlıdır. Bu duyarlılık nedeniyle, basit bir uyarıcı madde, öksürük refleksini ortaya çıkarır. Yabancı madde soluk yoluna girdiğinde, vagus sinir aracılığıyla alınan uyarılar beyne, medulla oblangataya gider. Medulla oblangatadaki sinir hücrelerindeki devreler tetiklenir ve otomatik olaylar zinciri başlar:
  1. İlk olarak akciğerlere solunumla ortalama 2.5 litre hava doldurulur.
  2. Epiglottis ve ses telleri (vokal kortlar) sıkıca kapatılır ve hava akciğerlerde hapsedilir.
  3. Karın kasları kuvvetlice kasılarak diyafragmayı yukarı doğru iter.
  4. İç interkostal kaslar ve diğer soluk verme (ekspirasyon) kasları da kuvvetlice kasıldığında, akciğerdeki iç basınç 100 mmHg nın üstüne çıkar.
  5. Epiglot ve ses telleri birdenbire tamamen açılır, basınç altındaki akciğere hapsedilmiş hava patlar gibi hızla dışarı atılır. Bazen atılan havanın hızı saatte 50-60 km yi bulabilir (50-60 km/sa).
  6. Akciğerlerin kuvvetle kasılması, bronşların ve soluk borusunun da daralmasına neden olur. Akciğerlerden hızla atılan hava, dar bir yarık görünümü alan bu boşluktan çıkarken, geçtiği yerlerdeki bütün yabancı cisimleri de beraberinde dışarı sürükler.   

7 Haziran 2014 Cumartesi

SAVUNMA İLKELERİ

SAVUNMA  İLKELERİ    :   Aşağıdaki savunma ilkeleri ne olursa olsun oynadığınız oyun sistemiyle doğrudan bağlayıcıdır.Savunma ilkelerini sadece savunma bloku uygular anlayışı artık terk edilmiştir.Tüm oyuncuların etkili Bireysel,Grup ve Takım savunma ilkeleriyle yapılandırılmış olması gerektiğinin ve etkili savunmanın ileri uç hattıyla başladığını öğrenmelidir.

1. TOPA HEMEN BASMA  ( PRES )  : Öncelikle savunma geçişinde ( 1.dönem ) Takım halinde organize olma ve rakibin herhangi bir önemli atağında topun geri alınması amaçlanmalıdır.Çok riskli şuursuzca baskı yaparak kendi savunma şeklinizi de kaybedebilirsiniz.En akıllı seçenek toplu rakip oyuncuyu ayak pençeleri üzerinde,ayakta kalarak kontrol etmek ve onla 1V1 oynamaktır.Burada topu kazanmak için sabırlı ve uygun zamanı kollamak,doğru karar alarak topa basıp kazanmak olmalıdır.

2.OYALAMA  ( GECİKTİRME )  : Bu savunma ilkesinde genel amaç dikkatli ve katı bir savunma blokunu oluşturmaktır.Topla birlikte hücum eden rakibi zekice durdurup,rakibi kale hattından uzak içe veya dışa yönlendirerek rakibin atak dengesini bozmak olmalıdır.Bu arada rakibin ani kontra atağında ileride kalmış oyuncuların ,takım savunmasına dönmesi sağlanır.Oyalama ile kazanılacak birkaç saniye rakibin hücumunun gecikmesine ve hem bireysel hem takımsal savunmanın dolayısıyla takım bütünlüğünün oluşması sağlanır.Takım içi güveni artırır.

3. DESTEK VE MARKAJ    : Bu ilke bir ve daha fazla oyuncu ile sağlanır.Bu savunma şekli topa rakibe ve kaleye karşı verilen mesafe ve açı önemlidir.Bu savunma prensibi etkin uygulandığında takım oyuncuları arasında ciddi bağı ve güveni kazandırır.Savunmada geri dönüşle destek sağlamak ve topsuz rakip oyuncuyu marke etmek; pres yapacak müdafaa oyuncusunda rahat hareket etmesini sağlar.Görünürde topa pres yapan topu kazansa bile topsuz rakip oyuncunun kontrolüyle hücum eden takımın seçeneği azaltılmıştır.

4. DERİNLİK     : Tipik destek kavramına benzer savunma ilkesidir.Fakat iyi bir presin uygulanması; sahanın eni ve boyu düşünüldüğünde topun olduğu yer dar alandır. Fakat rakibin uzun ve ters oyununda topun yön değiştirmesiyle güçleşen baskının tekrardan doğması için uygulamada set oluşturmayı ifade eder.Savunma ve orta saha blokuyla uygulanır.Forvetler baskı yapar,amaç topun geri alınması ve rakibin ileri mesafe almasını önlemektir.

5. ÖZLÜLÜK  VE KONSANTRASYON : Kompartımanlı savunma ( kendi yarı alanında kapalı) yapan takımların kendi aralarındaki mesafe kurgusu önde ve arkada kullanılması zorlaşan az alan bırakırlar.Bunun aksi savunmayı orta sahaya taşır rakip yarı alanda baskılı savunma uygularsanız.Topun kazanılmasında en etkili blok yinede savunma blokudur.Buna rağmen isabetli ve direkt oyunu tercih eden rakiplerin ileri çıkışlarında sizin savunmanızın geri kaymasına neden olurlar.KONSANTRASYON; savunma blokunu delmek isteyen rakibe karşı sıkı sıkı markajdan alan savunmasına geçişteki dalgalanmayı ifade eder.
6. SAYISAL DENGE : Bu ilke topa ilk olan oyuncunun dışında kalan oyuncuların takım savunması içinde yer almasını ifade eder.Bu prensipte topun arkasında olan oyuncuların çok olması gerektiği değil, uygun mesafe ve oyuncu sayısı olmasıdır.Böylece yer bulmada sayısal eşitliğinde oluşmasıyla müdafiler topa ve rakibe göre mesafe tayinini de kendileri belirlerler.


         savunmada en az 1 & 1 Hücumda rakipten 1 fazla                             oynayabilmektir, takım olmak  ( coach_17 )

6 Haziran 2014 Cuma

SAVUNMA YAPMAK

SAVUNMA YAPMAK

             Bir forvet oyuncusu için boşluk çok önemlidir.Boş sahada topla boluşan bir forvet topu kontrol etmeye vakit bulur.Futbolda boş alan aynı zamanda VAKİT demektir.

                    Futbolda her zaman boş alan vardır.Boşlukların takım oyunu ve taktikler bakımından önemi büyüktür.Savunma oyuncuları karşı takımın forvetlerine sızacak boşlukları kapatmaya çalışırlar.Fakat bütün sahayıda kontrol etmeleride ve ellerinde tutmaları imkansızdır.Bu nedenle sahanın çeşitli yerlerinde önemli boşlukları kontrol altına almaları en akıllıcasıdır.
                     Topu kontrol altına alan oyuncu aynı zamanda çalım atma olanağınıda yakalamıştır. Sırtını döner,omuz ve kalçalarını oynatır,savunmaya korkunç anlar yaşatabilir.Böyle oyuncuların tek derdi topu kontrol edebilecek alan bulmak ve topla dönmektir.Dolayısıyla oyunda toptan daha tehlikeli oyuncu yok fakat topla birlikte çok daha tehlikeli oyuncular vardır.

SAVUNMA ANLAYIŞI :

  • Topla oynamaktan ziyade;top kazanma ve gol yememeye dayanır.
  • Bir maçı ayağında çok top tutan takım kazanmaz.
  • En iyi savunma ve hücum eden takımın kazanma olasılığı yüksektir.
  • En fazla gol üreten takım kazanır.
  • Önemli olan gol için savunma yapmaktır.
  • Goller orta alanda değil, ceza sahası ve çevresinde atılır.
  • Öncelikle ceza sahası ve çevresini emniyetli savunmaktır.
  • Orta saha ve ileri ucun dönmesi için zaman kazanılmalıdır.
  • Takım bütünlüğü sağlandıktan sonra pres-markaj yapılmalı
  • Görünmeyen arka alanda oluşan boşluklar son derece dikkat edilmeli
GENEL SAVUNMA TAKTİKLERİ:

  • Dikkatli olmak
  • Adam adama sıkı markaj uygulamak
  • Alan paylaşımı,doğru yer bulmak
  • Bloklar ve mevkiler arası mesafenin korunması
  • Topun konumuna göre avantajlı olmak
  • Rakibi tehlikeli alan dışına itmek
  • Topu keserek ani hücum başlatmak
  • Topun geri alınması için mücadele etmek ... coach_17

1 Haziran 2014 Pazar

KONTRAATAK

KONTRAATAK   :

       Hücum eden rakip takımın daralan içinde oynama kaybı oluştuğunda; kazanılacak topla birlikte, kendiliğinden oluşmuş boş alanlardan yararlanmak için ani bir atağa çıkmak önemli fırsattır.
      Ani atakta düşünce; 
 1_savunmaya çekilme
 2_Takım bütünlüğünü sağlamak
3_ Topu kazanmak
4_Hızlı-ileri oynamak
    
         Kontraatağın bazı avantajları vardır.Fakat her takıma uygulanamaz.Oyunda kontraatak geliştirmek için birçok faktörler vardır.

Bu metodlar şunlardır  :

1_Savunma becerisi  : Oyun planınızı güçlü rakiplere karşı kendi yarı alanınızda savunmada karşılayarak alan daraltmak ve topa pres uygulayarak kazanılan topların rakibin toparlanmasına izin vermeden rakibi vurmak.
2_Sistem/içinde karşıt stil oyuncular kullanmak :Rakip savunma arkasından yararlanmak için bir sürü çözüm üretebilirsiniz.
a_Savunma arkasına veya üstüne yüksek oynama
b_Rakip savunma içinde ağır ve hareketsiz oyuncu üzerine oynamak
c_Savunmada az oyuncu süren rakibe 
d_Orta sahası geriye dönmeyen rakibe  v.b
3_Oyuncuların fiziksel özellikleri :Kontraatak için savunma yapan takım kazanılan topu yerden bir pasla topu iyi koruyan bir ortasaha oyuncusuna aktarmalı veya uzun isabetli pas vermelidir.
Bir çok oyuncunun ileri hareketlenmesi gereklidir.Son derece hızlı forvetleri savunma içine sokmalı,savunma blokunu yarma ve delmek için kullanılmalıdır.
4_Oyuncuların teknik ve taktik nitelikleri :En önemlisi; oyuncuların hızlı-doğru-savunma arkasına-ileri oyuna istekli olmalarıdır.Oyuncuların doğru desteklenmeli ve kullanılmalıdır.Aksi halde uygulamalarınız alan daraltmak ve rakibi oynatmamaktan ibaret olur.
5_Alan boyutu ve durumu : Dar ve kısa mesafede atak yapmak veya bozuk zeminde paslaşmaya elverişli değilse;bu durumda topun altına girilerek uzun ileri oyunla sonuca gidilmelidir.
6_Oyun durumları :Bazı durumlarda kontraatak ekiplerine avantajlı fırsatlar sunabilir.Bunlar;
a_İleri çıkan savunmacılar
b_Serbest vuruşlar
c_Taç ve korner
d_Atılan 1 gol sonrası savunmaya gömülmek
e_Bu durumlardan faydalanmak için ileride güçlü bir forvet bulundurmak gibi.
Oyun esnasında karşı hücum geliştirmek için çözümler üretilmelidir.coach_17

29 Mayıs 2014 Perşembe

MODERN FUTBOL

                     MODERN FUTBOL

           Futbol oyunu zaman içinde değişerek gelişmiş ve gelişmektedir.Her şampiyonada değişik ilkeleri,stratejileri,bazen ise coğrafi konumu nedeniyle ülkelerin kendi yapısına uygun anlayışı ile şablenlarını
yansıtmaktadırlar.Günümüzde Brezilya,İtalya,Almanya,İngiltere,Doğu Avrupa,Afrika hatta uzak doğu ülkelerinde farklılıklar gözlenmektedir.

              - Futbol temel olarak 2 şekilde incelenir:

            1- Savunma yapmak
          
         2- Hücum etmek

         - Topun rakibe geçmesiyle savunma , kazanılmasıyla ile hücum edilir.
 
         - Savunmada ve hücumda:
         
            a) Doğru zamanlama
         
            b) Hareketin şiddeti

            c) Hareketin aldatıcılığı
     
      Önem kazanmaktadır.


        SAVUNMA VE HÜCUMA GEÇİŞLERDE 4 DÖNEM:

        Maç yapmakta olan iki takımın sahadaki hareketliliklerine bakılarak futbol dört döneme ayrılır.Her dönemde oyunculardan beklenen görevler değişiktir.

1. DÖNEM (SAVUNMA)

           Top karşı takımın ayağına geçince yapılacak işler şunlardır:
A- Topu almaya çalışmak . Bu arada karşı takımın hücumunu geciktirmektir.
B- Karşı takımın forvet oyuncularını markaj altında tutmak.Bu arada ceza alanı ve çevresini kontrol altında tutmaktır.

2. DÖNEM (GEÇİŞ)

            Karşı takımın hücumunu etkisiz kıldıktan sonra hemen karşı hücuma geçmek gerekir.Yapılacak görevler şunlardır:

A- Topu hemen bir orta saha oyuncusuna vermektir.

B- Aynı zamanda savunmaya dönmüş,hücuma dönük oyuncuların yerlerini almalarını sağlamaktır.

3.DÖNEM (HÜCUM):

            Topun kazanılmasıyla rakip oyuncular toparlanmadan hcum etmek gerekliliktir.

4. DÖNEM (SONLANDIRMA):

             Hücumda genel amaçlar şunlardır:
 A- Rakip takımın savunma içinde kaleye atılacak şut için boş bir alan yaratmak.

 B- O boş alana markajdan kurtularak kullanan oyuncuya pas çıkarmak.

        NOT: Zaman savunmacıların en büyük yardımcısıdır.


     

27 Mayıs 2014 Salı

FUTBOLDA HÜCUM İLKELERİ

FUTBOLDA HÜCUM İLKELERİ :
Aşağıdaki ilkeler futbolda birincil amacı gerçekleştirmek için kullanılır.Amaç etkin ve yanık fırsatlar yaratmaktır.

1_DELİCİLİK : Herhangi bir hücumun en önemli hedefi rakip savunmaya nüfuz etmektir.Delicilik çeşitli şekillerde sağlanabilir.

a-) Driplingle veya çalımla savunma içine girme ve geçme

b-)Paslaşmalarla savunma üzerine gitme veya uzun ters topla savunmayıetkisiz kılma

c-)Şut çekmek

d-) Pozisyonlarda sayısal üstünlük sağlamak

2_DESTEK : Takım arkadaşının hücum esnasında ayağındaki topa seçenek olmak için ön,arka,omuz kenarlarında konum almayı ifade eder.Bu durum rakip defansı çok çabuk geçmeyi amaçlamakla birlikte,topun takımda kalmasınada hizmet eder.

3_GENİŞLİK :
Oyun alanına yayılarak genişlikte paslaşmak;savunma ekibinin defansif ilkeleri ve görme konsantrasyonunun bozulmasına neden olur.Genişlikte oynarken yapılan fikir değişiklikleri savunmaya hata yaptırabilir.Savunma içinde boşlukların doğmasıyla birlikte pozisyon üretmeye çalışılır.

4_ DERİNLİK : Takım oyuncularının oyun alanında yer ve alan değerlendirmesinden önce gelir ve toplu takım arkadaşına geriden desteklemeyi ifade eder.Fakat hücum için ileri çıkışlara engel anlamına gelmemelidir.

5_HAREKETLİLİK : Hücum eden takımın topu koruyarak; savunma yapan takımı dağıtmayı ve dengesiz yakalamayı ifade eder.Hücum oyuncularının etkin karar verme yeteneği ve güçlü oyunculardan oluşmalıdır.Amaç katı savunmaları yarmak,girmek,boşluk yaratmak,sonuç almak için uygulanır.

6_YARATICILIK : Bir hücum oyuncusu yeteneğini en az bir savunma oyuncusunu etkisiz kılmak için kullanmalıdır.Beceri,hüner,yaratıcı bir pas veya bir parçanın parçası bu beklenmeyen sürpriz ve büyülü paslar savunmayı çökerterek etkisiz bırakır.Hedefe ve gol fırsatına neden olabilir.coach_17

20 Eylül 2013 Cuma

ANTRENMAN KONULARI

ÇALIŞMA KONULARI    ÖZEL BECERİLER SAVUNMA BECERİLERİ ORTA SAHA BECERİLERİ FORVET BECERİLERİ KALECİ BECERİLERİ TAKIM BECERİLERİ
Akıllı oyun          *
Aşamalı koşular          *                       *                       *                 *          *
Ayak iç vuruşu          *              *                      *           *          *                  
Ayak iç-üst vuruşu                 *                       *              *                   *          *
Ayak üst vuruşu          *
Ayak dış vuruşu          *
Avlamak          *
Ayak hızı- şut kesme          *
Beceri gelişimi          *
Bireysel Hücum          *              *              *            *            *
Bireysel savunma          *              *              *            *           *  
Bloksal savunma               *              *           *
Ceza alanında başarılı olmak              *              *            *           *
Çok yönlü oynamak          *              *                        *             *
Dar alanda oyun kurmak
Dalış temelleri
Değişik tempolu koşular
Destek sağlamak
Doğru şut atmak
Duvar pası
Eksilterek paslaşma
Eksik yönlerin gelişimi
El ve kol  gelişim
Etkili pas becerisi
Etkili şut becerisi
Etkili baskı becerisi
Grupsal savunma
Geriden ileri koşma
Göğüs kontrolü
Güçlü şut atma
Gol için pas
Gol için şut
Hareketli rakibi ekarte etmek
Her iki ayakla sonuç alma
Hataya zorlama
Hücum birleştirme
Hücum girişimini sıklaştırmak
Hücuma odaklanma
İkinci toplara müdahale
Koşu yoluna pas ve son vuruş
Kafa vuruşu
Kalecilerin topu oyuna sokuşları
Kalecilikte açı bulma
Kısa ve etkili savunma
Koşma tekniği
Kontrol pas
Karşı karşıya kaleci çalışmaları
Markajla kapatma
Nerede, nasıl, kime, pas 
Netice için koşmak
Oyun bozmak
Oyunu forse etmek (kitlemek)
Oyalamak
Oyuna karşı koymak
Oyunda güven kazanmak (tecrübe)
Öncelleme
Pas alma-dönme
Paslaşmalarda konuşmak
Penaltı yaptırmak
Pozisyonda avantajlı yer bulmak
Rakibin 2-1 oyununda top kazanmak
Savunmada yönlendirme
Savunmada derinlik
Savunmada tölerans tanıma
Savunmada yüksek toplar
Savunmadan hücuma çıkış
Savunma blokunun mücadelesi
Savunmada aldatıcı teknik
Savunmada sıkı iş birliği
Savunmada pres yapmak
Savunmada kafa topları
Stopla dönme ve şut atma
Savunma içine sızmak
Sonuna kadar oynayabilmek
Sonuca kadar  sürekli oyun kurmak
Savunmayla adam adama oynamak
Temel top kontrolleri
Top kontrolü geliştirme
Top kullanmak
Top sürme becerisi
Top taşıma (dışla)
Topa basmak
Topla koşma becerisi
Topla teması çoğalmak
Topun takımda kalmasını sağlamak
Top korumak
Takım halinde adam adma oynamak
Uzun pas, kısa pas
Üçgenlerde paslaşma
Şut çekme-Şut kesme
Forvetlerin sıkı markajdan boşa çıkmaları
1 veya daha fazla oyuncu ile uyumlu oyun
1-1 başarılı olma
1-1 sonlandırma
1-1 de gizli oyun
1-1 oynamayı tercih etme
2-1 oyunda seçenek görme
2-1 oyunda top kazanmak
2-1 veya 1-2 oyun sürdürme
2-2 çok gol atma
2-2 dönerli oynamak
2-2 oyun sürdürme
2-1 pas kesip hücuma çıkma
3 oyuncuyla hücum etme
3-2 en iyi netice için tercih
2-3 savunma sürdürme
4 pasla sonuç alma
4-3 ters kanat oynama
4-3 oyunda 4 pasla sonuca gitme
3-4 savunma sürekliliği

12 Temmuz 2013 Cuma

FUTBOL DİLİ

A

A GRUBU  :  Gruplar halinde mücadele edecek takımların, sporcuların oluşturdukları birinci grup.
A TAKIMI :  Bir ülkenin, bir spor kuruluşunun birinci derecedeki sporcularından kurulu takımı.
AÇIK : Açık tribünün kısaltılarak kullanışı.
Futbolda; hücum hattının sağ ve sol uçlarında görev yapan, klasik dizilişte 7 ve 11 numaralı formaları giyen oyunculardan her biri.
Futbolda; hücum eden takıma göre, rakip yarı alanının sağ ve sol gerileri; kanat.
Amatörlerin, profesyonellerin katılması kısıtlanmayan.
AÇILI DURUŞ : Vücudun, topuklar bitişik, ayak uçları, bir ayak genişliğinde açık olarak aldığı durum.
AÇILMAK : Jimnastikte; bir gruptaki sıralar alıştırma yapmak üzere dağınık düzene girmek.
ADAM ADAMA : Basketbol, futbol gibi oyunlarda, her oyuncunun belli bir rakip oyuncuyu alarak onu her gittiği yerde izleme, kontrol etme, etkisiz kılma yoluyla yapılan ya da bu yolla "Adam adama savunma" "Adam adama oynamak."
ADAY KADRO : 1- Bir karşılaşmanın, yarışmanın kesin takım kadrosunun belirlemek için çağrılıp kampa alınan sporcular listesi.
2- İçinden bir karşılaşmanın, yarışmanın kesin takım kadrosunun seçileceği ve takıma gireceklerle girmeyecekler le oluşan geniş sporcular listesi.
AKIN : Futbol, basketbol, hentbol  su topu gibi oyunlarda; sayı kazanmak üzere rakip takım kalesine çemberine doğru yapılan toplu hareket, hücum.
AKIN YAPMAK : Topluca karşı takımın kalesine gitmek hücum etmek.
ALAN : Üzerinde sportif etkinliklerde bulunulan; boyutları, zemini donanımın amaçlara uygun olarak amaçlara uygun olarak hazırlanmış, düzenlenmiş yer."Futbol alanı."
ALAN SAVUNMASI (DEFANS) : 1-Futbol ve benzeri takım oyunlarında kendi yarı alanlarında belli bir bölgeyi kontrol etmek; bu bölgeye giren rakip hücum oyuncusunu durdurmak etkisiz bırakmak biçimindeki savunma. Saha markajı.
2- Futbolda oyuncuların; özelleştirilmiş bölgelerde tek tek ya da kombinezonlar kurarak yaptıkları savunma. Bölge savunması, zona savunma.
ALÇAK DRİPLİNG (TOP SÜRME) : Futbolda diz ve kalçaların alçaltarak ayak üstü ile topu çabuk hareket ettirip tempolu ilerleyişe denir.
ALÇAK TOP: Futbolda; yerden yada dizden aşağı bir yükseklikteki toplar için söylenir.
ALDATMA: Oyunda; elverişli durum yaratmak amacıyla, yapacağı asıl hakareti gizlemek üzere belirli bir hareket yapacakmış gibi davranıp, rakibin yanlış hareket etmesini sağlamak. "Feyk, şaşırtma, ayak aldatması, şut aldatması."
ALDATMALI: Aldatma yoluyla olan (biçimde) << Aldatmalı atış>> << Aldatmalı pozisyon>> <<Aldatmalı top sürme >>
ALET: Sporcuların gelişiminde kullanılan her türlü yardımcı araç
ALIŞTIRMA: Beden eğitimi amacıyla yapılan her türlü çalışma. Egzersiz, temrin
ALTI PAS : Kale alanı
ALTIN MADALYA : Yarışmalarda birincilik kazananlara verilen madalya
AMATÖR : Para kazanmak amacıyla değil, salt zevk için spor yapan kişi.
AMATÖR KULÜP : Amatör sporculardan ve amacı amatörce spor yapmak olan kulüp
AMATÖR KÜME: Amatör takımlardan oluşan küme
AMATÖR TAKIM: Amatör sporculardan kurulan takım.
AMUT ÇEKMEK : Amuda kalkıp vücudu aşağı yukarı oynatmak.
AMUT DURUŞU : Yerde yada aletle ;vücudun, bir yada iki el yada ön kollar üstünde, bacaklar havada, gövde dikey olarak dikey olarak aldığı durum.
ANİ ATAK :  Kontra atak
ANTRENE OLMAK : Antrene olmuş << Antrene sporcu >>
ANTRENE OLMAK : Antrene yoluyla fiziksel verimlilik kazanmak.
ANTRENÖR (coach) : Belirli bir spor dalında antrenman yaptıracak yeterlilikte olan ve sporcuları, takımları yaptırdığı antrenmanlarla karşılaşmalara, yarışmalara hazırlayan kimse. Çalıştırıcı, koç
ARA : 1. futbol, basketbol gibi oyunlarda; dinlenmek, oyun üzerine konuşmak ve oyun alanlarını değiştirmek için verilen belli süre; devre arası. 2.Toplu jimnastikte; sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları.
ASILMA :  Jimnastikte; vücut ağırlığında bacaklar yada başka bir vücut bölümünde asılmış bölüme getirme.
ASILMA-DAYANMA ARAÇLARI(Aletleri): Üzerinde asılma ve dayanma hareketleri yapılan yatay demir paralel ağaç gibi aletlerin genel  adı.
AŞIRTMA: 1.oyunda; karşı takım oyuncusunun müdahale edemeyecek bir biçimde topu havalandırarak rakip kaleye gönderme yada pas verme. 2. Bu yolla yapılan aşırtma <<aşırtma vuruş, aşırtma gol, aşırtma pas>>
ATAĞA KALKMAK: Bir çok oyuncuyla karşı takım savunmasına yüklenmek, saldırıya geçmek <<hücuma kalkmak>>
ATAK: Futbol vb. oyunlarda; sayı yapmak amacıyla karşı takım alanına, kalesine, potasına doğru yapılan hızlı ve tehlikeli ilerleme. <<hücum>>
ATAK YAPMAK: Karşı takım alanına, kalesine, potasına doğru hızlı ve tehlike yaratacak bir biçimde ilerlemek.<<hücum etmek>>
ATAMAYANA ATARLAR: Bir takımın; rakip takım üzerinde kurduğu yoğun baskıya karşın birçok fırsatı kaçırarak sayı yapamayıp; beklenenin tersine, sayı yemesinin deneyimlerle sabit bir gerçek olduğunu anlatmak için kullanılır.
ATIŞ: Topu, bir kural gereği oyuna sokmak; kural dışı bir davranışı cezalandırmak; sayı yapmak üzere ayakla yada elle kullanmak <<aut atışı>>, <<servis atışı>>, <<taç atışı>>, <<3 sayılık atış>>, <<birebir atış>>, <<penaltı atışı>>, <<korner atışı>>.
ATIŞ YAPMAK: Atış gerçekleştirmek, bir topu ayakla yada elle kullanmak.
ATLETİZM: Fiziksel güç, dayanıklılık, çeviklik, hız vb. beceriler gerektiren; koşu, yürüyüş, atma, ağırlık kaldırma gibi dallarda yapılan  çalışma, etkinlik oyun ve yarışmaların genel adı.
AVANTAJ: Futbol avantaj elde eden oyucuya karşı yapılan kural dışı davranış için hakemin oyunu durdurmaması kuralı.
AVANTAJA BIRAKMAK: (Hakem için) avantaj kuralını uygulamak.
AVERAJ: Futbolda atılan gollerden, yenilenlerin çıkarılmasıyla elde edilen rakam.
AVERAJ DÜZELTMEK: Farklı önlemler alarak averajını iyi duruma getirmek.
AVERAJ TAKIMI: Futbol karşılaşmalarında, az gol atıp çok gol yiyen, zayıf, başarısız takımlar için söylenir.
AVERAJ ÜSTÜNLÜĞÜ: Futbolda puanların eşit olması durumunda, daha yüksek averaja sahip olmak dolayısıyla sağlanılan üstünlük.
AVERAJ YAPMAK: Farklı yenmek.
AVLAMA: Futbol oyununda; rakibin boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yeri iyi görüp topu, yavaşça oraya oynayarak gol ya da ekarte etmek
AVUT: (İng. Out) Futbol oyununda hücum eden takımın oyuncularınca yapılan vuruşta, atışta topun kale çizgisinin dışına çıkması.
AVUT ATIŞI: Futbolda avuta çıkan topun oyuna sokulması için ayakla yapılan vuruş. Kale vuruşu.
AVUT ÇİZGİSİ: Futbol oyununda oyun genişliğinde kale çizgisi hariç oluşan çizgiye denir. Kale çizgisi.
AYAK UCU: Dayanak olarak kullanılan ayak parmak uçlarının oluşturduğu dar yüzey.

AYAKTA DURUŞ: Jimnastikte; vücudun, ayaklar üzerinde dayalı ve harekete hazır olduğu başlama duruşu.


B

B GRUBU: Gruplar halinde mücadele edecek takımların, sporcuların oluşturdukları ikinci grup.
B TAKIMI: Bir spor kuruluşunun, ikinci derecedeki sporculardan oluşturduğu takım.
BACAK ARASI: Futbolda; topu rakibin iki bacağının arasından geçirme.
BAKIMCI: Sporcuların, yönetmeliklere uygun olarak yetiştirilmeleri ve eğitilmeleri ile ilgilenen, bu konularda onlara çeşitli yardımlarda bulunan kimse.
BANDAJ: Futbolcuların ayak bileklerini korumak üzere bu bölüme sardıkları şerit biçiminde yumuşak bez.

BARAJ: Futbolda; kaleleri için tehlike oluşturacak bölgelerdeki serbest atışlarda,  oyuncuların, topun 9.15 m. Uzağına dizilerek kurdukları engel.